Biyopsiden Sonra PSMA-PET İçin Acele Etmeli miyiz? Türk Ekibinden Önemli Bir Araştırma
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nden bir çalışma, biyopsi ile PSMA PET/BT arasındaki sürenin SUVmax değerini ve bu değerin ne kadar güvenilir olduğunu etkileyebileceğini gösteriyor.
Düşük-orta riskli prostat kanseri tanısı konan bir hastayı düşünün. Biyopsi sonucu ISUP 1 ya da 2 gelmiş. Önünde iki yol var: aktif izlem ya da radikal tedavi. Karar verilirken PSMA PET/BT’ye bakılıyor ve özellikle prostat içindeki lezyonun SUVmax değeri merak ediliyor. Ancak bu değer, çekimin biyopsiden ne kadar sonra yapıldığına bağlı olarak değişiyor olabilir.
Annals of Nuclear Medicine’da 26 Eylül 2026’da yayımlanan çalışma bu soruya odaklanıyor. Makalenin başlığı da konuyu açıkça ortaya koyuyor: “Erken görüntüleme bir tuzak mı?”
Çalışmada ne yapıldı?
İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nden nükleer tıp, üroloji, radyoloji ve patoloji uzmanlarının birlikte yürüttüğü retrospektif çalışmaya, Şubat 2022 ile Haziran 2025 arasında [⁶⁸Ga]Ga-PSMA PET/BT çekilen ve ardından radikal prostatektomi yapılan 120 hasta alındı. Hastaların tamamının biyopsi sonucu ISUP derece 1-2 idi.
Hastalar biyopsi ile PET arasındaki süreye göre iki gruba ayrıldı:
- Erken grup: 6 hafta ve altı (68 hasta)
- Geç grup: 6 haftadan uzun (52 hasta)
Karşılaştırmada ölçüt olarak ameliyat materyali kullanıldı. Patolojide ISUP derecesinin 3 veya üzerine çıkması ya da kapsül dışı yayılım görülmesi “agresif (adverse) patoloji” kabul edildi. Bu tablo 47 hastada, yani yaklaşık her 10 hastanın 4’ünde saptandı. Başka bir deyişle, biyopside “düşük-orta risk” görünen hastaların önemli bir kısmında ameliyat sonrası hastalığın daha ileri olduğu anlaşıldı.
Ne bulundu?
İlk bulgu, erken çekilen PET’lerde prostat içi SUVmax değerinin anlamlı olarak daha yüksek çıkması oldu: ortalama 5,9 ± 3,4’e karşı 4,7 ± 2,2 (p=0,014). Daha önemli olan ikinci bulgu ise değerlerin erken grupta çok daha dağınık olmasıydı (Levene p=0,026). Yani biyopsiden kısa süre sonra ölçülen SUVmax hem daha yüksek hem de daha değişken.
Asıl dikkat çekici kısım alt grup analizinde ortaya çıktı:
- Geç grupta SUVmax, agresif patolojiyi anlamlı şekilde öngördü (her bir birim artış için OR 1,36; p=0,038).
- Erken grupta bu ilişki anlamlılığa ulaşmadı (OR 1,13; p=0,099).
Kısacası aynı ölçüm, 6 haftadan sonra çekildiğinde klinik açıdan anlamlı bilgi verirken, erken çekimde bu bilgi büyük ölçüde gürültünün içinde kayboluyor.
Neden böyle olabilir?
Yazarların öne çıkardığı açıklama biyopsi sonrası inflamasyon. İğne biyopsisi prostat dokusunda travma, ödem ve iltihabi bir yanıt oluşturuyor. Bu süreçteki hiperemi ve anjiyogenez, PSMA ile işaretli ajanın tümöre ait olmayan nedenlerle de tutulmasına yol açabilir. Sonuçta ölçülen SUVmax’ın bir kısmı tümör biyolojisinden değil, biyopsinin bıraktığı hasardan kaynaklanıyor olabilir.
Burada bir ayrım önemli. Daha önce yüksek riskli hastalarda yapılan çalışmalar, biyopsi zamanlamasının PSMA PET’in tümörü gösterip göstermemesini pek etkilemediğini ortaya koymuştu. Bu çalışma ise farklı bir soruyu yanıtlıyor: Tümör görünüyor, ancak SUVmax değeri ne kadar güvenilir? Düşük-orta riskli hastalarda tedavi kararı çoğu zaman tam bu tür sınırda bir değere dayandığı için, bu fark klinik açıdan önemli.
Sahada ne anlama geliyor?
Çalışmadaki bir ayrıntı dikkat çekiyor: Biyopsi ile PET arasındaki medyan süre 39 gün. Yani mevcut pratikte hastaların çoğu 6 haftalık eşiğin altında görüntüleniyor. Bunun temel nedeni de anlaşılır: Tanı konmuş bir hastayı bekletmek hem hekimi hem hastayı rahatsız ediyor ve “hemen çekelim” demek daha güvenli görünüyor.
Ancak aktif izlem adayı bir hastada amaç SUVmax’a bakarak “bu tümör göründüğünden daha agresif mi?” sorusunu yanıtlamaksa, erken çekilen bir PET yanıltıcı olabilir. Bu da gereksiz radikal tedaviye ya da tersine, yanlış bir güven duygusuyla izleme kararına yol açabilir. Özellikle Türkiye’den çıkan İstanbul PSMA PET/BT Kriterleri (IPPC) gibi, PSMA PET’i aktif izlem seçiminde kullanmayı hedefleyen yaklaşımlar düşünüldüğünde, zamanlama kriterlerin önemli bir parçası haline gelebilir.
Düşük-orta riskli hastalıkta birkaç haftalık beklemenin onkolojik sonuçları kötüleştirmediğini gösteren veriler de mevcut. Bu nedenle “biraz beklemek” bu hasta grubunda çoğu zaman makul bir seçenek.
Temkinli okumak gerekiyor
Bulgular ilgi çekici, ancak sınırlılıklarını da göz ardı etmemek gerekiyor:
- Retrospektif ve tek merkezli bir çalışma, hasta sayısı 120. Alt gruplar küçük olduğu için güven aralıkları geniş.
- Çok değişkenli analizde SUVmax dahil hiçbir değişken bağımsız öngörücü olarak anlamlı çıkmadı. SUVmax en güçlü eğilimi gösterdi (OR 1,13; p=0,080), ancak eşiği geçemedi.
- Hastaların hangi grupta yer alacağı randomize edilmedi. PET’i geç çekilen hastalar başka açılardan da farklı olabilir (örneğin sevk süreci veya başlangıçta aktif izlem planlanması gibi). Bu da sonuçları etkileyebilecek karıştırıcı bir faktör.
- Çalışmada yalnızca ⁶⁸Ga-PSMA-11 kullanıldı. ¹⁸F-PSMA ajanlarında sonuçların aynı olup olmayacağı bilinmiyor.
- 6 haftalık eşik biyolojik olarak kanıtlanmış bir sınır değil, pratik bir ayrım noktası.
Yazarlar da bulguların prospektif çalışmalarla doğrulanması gerektiğini açıkça belirtiyor.
Son söz
Bu çalışma bir kılavuz değişikliği önermiyor, ancak rutin pratikte sorgulanması gereken bir alışkanlığa dikkat çekiyor. Düşük-orta riskli prostat kanserinde PSMA PET’i yalnızca evreleme için değil, tümörün biyolojik agresifliğine dair ipucu yakalamak için çekiyorsak, zamanlamayı da değerlendirmeye katmak gerekiyor. Raporlarda biyopsi tarihinin belirtilmesi ve erken çekimlerde SUVmax değerinin daha dikkatli yorumlanması, şimdiden uygulanabilecek basit adımlar olarak görünüyor.

Kaynak: Kaya EM, Esen Akkaş B, Uluçay M, et al. Is early imaging a pitfall? Effect of [⁶⁸Ga]Ga-PSMA PET/CT timing after biopsy on SUVmax and adverse pathology prediction in low-to-intermediate risk prostate cancer. Annals of Nuclear Medicine, 2026. https://doi.org/10.1007/s12149-026-02288-9
